• BIST 75.727
  • Altın 129,876
  • Dolar 3,4745
  • Euro 3,6641
  • İstanbul 10 °C
  • Ankara 1 °C
  • Kayseri 4 °C
  • Erzurum -2 °C
  • İzmir 6 °C
  • Şanlıurfa 7 °C

“Depreme Dayanıklılıkta En Önemli Nokta Tasarlanan Yapıların Dizaynının Nitelik Derecesidir”

“Depreme Dayanıklılıkta En Önemli Nokta Tasarlanan Yapıların Dizaynının Nitelik Derecesidir”
Düzce Üniversitesi Teknoloji Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Başkanı Yrd. Doç. Dr. Latif Onur Uğur, Öğretim Üyesi Prof. Dr. Serkan Subaşı ve Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ali Ateş yaklaşan 12 Kasım Düzce depremi yıldönümü kapsamında, deprem ve inşaat m

Düzce Üniversitesi Teknoloji Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Başkanı Yrd. Doç. Dr. Latif Onur Uğur, Öğretim Üyesi Prof. Dr. Serkan Subaşı ve Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ali Ateş yaklaşan 12 Kasım Düzce depremi yıldönümü kapsamında, deprem ve inşaat mühendisliği konularına ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.

 

12 Kasım depreminden sonra Düzce’de yaşanan değişimler konusuyla sözlerine başlayan Yrd. Doç. Dr. Latif Onur Uğur, Düzce Valiliği ve Düzce Belediyesi’nin ortak kararıyla yeni bir şehir planı yapıldığını belirtti. Plan gereği kat sayısının iki olarak sınırlandırıldığını daha sonra planda yapılan revizyonlarla kat sayısının Düzce geneli için üçe çıkarıldığını ve bazı bölgelerde beş kata kadar izin verildiğini söyleyerek günümüzde ise Konuralp bölgesinde zemin koşullarının uygunluğuna göre çok katlı yapılaşmaya izin verildiğini ifade etti.

 

Düzce’de deprem sonrası zemin etütlerinin daha ciddi ve kontrollü bir şekilde yapılmaya başlandığını belirten Yrd. Doç. Dr. Latif Onur Uğur, “Depremden önce hazır beton üretiminin yaygın olmaması nedeniyle beton dökümleri kontrolsüz ve kalitesiz yapılmaktaydı. Deprem sonrasında tüm inşaatlarda çok daha kaliteli ve depreme dayanıklı yapıların üretilmesi konusunda, malzeme bilimi açısından önemli bir yere sahip olan hazır betonun kullanımı zorunlu hale geldi. Yasal yükümlülükler kapsamında Düzce’deki yerel yöneticilerin girişimleri ile deprem görmüş tüm binaların hasar tespit çalışmaları yapıldı. Bina stokunun hasar seviyeleri belirlenerek kayıt altına alındı ve güçlendirilmesi gereken binalar güçlendirildi.” şeklinde konuştu.

 

Yapı Denetimi Kanunu’nun yürürlüğe girmesi ile denetim firmalarının faaliyete geçtiğini söyleyen Yrd. Doç. Dr. Uğur, sektör içi bazı sıkıntılar olmasına rağmen daha nitelikli kontrollerin yapılması anlamında önemli gelişmeler yaşandığını sözlerine ekledi.

 

Ülkemizde en büyük sorunlardan birinin “Bir felaket meydan gelsin ve biz buna karşı canla başla mücadele edelim.” mantığı olduğunu ifade eden Yrd. Doç. Dr. Latif Onur Uğur, inşaat mühendisliği alanını ilgilendiren istinat duvarı göçmesi, heyelan, baraj hasarlarından dolayı oluşabilecek taşkınlar ve önemli düzeydeki yapı stoku vb. hasarların öngörülerek bu hasarların minimize edilmesi gerektiğine vurgu yaptı.

 

Yrd. Doç. Dr. Latif Onur Uğur, “Coğrafi Bilgi Sistemi ve bu sistem üzerinde senaryoların oluşturulması yoluyla etkin ve hasarı en aza indirici tedbirleri, felaket oluşmadan öngörerek hazırlıklı olmak gerekmektedir. Bu konularda önemli yasal düzenlemelere ihtiyaç vardır. Organizasyonel yetersizlikler, planlama, kaynak tahsisi ve yetkin teknik eleman eksikliği ise yalnızca Düzce’nin değil tüm ülkenin sıkıntıları arasındadır.” sözleriyle açıklamalarını noktaladı.

 

Düzce’deki ve Ülkemizdeki deprem öncesi yapılaşma ile deprem sonrası yapılaşma arasındaki teknik açıdan temel farklılıklara değinen Yrd. Doç. Dr. Ali Ateş, 1997 yılında yürürlükte olan Deprem Yönetmeliği’nin 2007 yılında yeniden revize edildiğini söyledi. Yapılan revizyonla yönetmeliğin yenilikler getirdiğini belirten Ateş, mevcut yapıların deprem performanslarına yönelik değerlendirmelerle ilgili bölümü içermesinin bu yeniklerden biri olduğunu ifade etti.

 

Yeni yapılacak binalar için Yapı Denetim Kanunu’nun da çıkarıldığını sözlerine ekleyen Ateş, bu kanunun uygulanabilmesi için yapı denetim sisteminin devreye sokulduğunu belirtti. Ateş, “Buradaki önemli eksikliklerden biri deprem yönetmeliğinin tamamlayanı olan geoteknik ve temel mühendisliğine yönelik bir yönetmelik yoktur. Bir diğer eksiklik ise altyapı sistemlerinin depreme dayanıklı olarak tasarımı için herhangi bir yönetmelik ya da teknik şartname mevcut değildir.  Ülkemizde bu alandaki en önemli eksikliklerden bir diğeri ise yüksek yapıların ve sismik korumalı yapıların tasarımına yönelik bir standart, yönetmelik veya şartnamenin hala bulunmamasıdır.” diyerek açıklamalarına devam etti.

 

Düzce’de genellikle konut tipi yapılar ve sanayi yapıları bulunduğunu belirten Yrd. Doç. Dr. Ateş, mevcut yapı stokunun betonarme ve yığma yapılardan oluştuğunu, depremden sonra yapılan yeni binaların ise perde sistemli betonarme yapılar olduğunu söyleyerek, çelik konstrüksiyon yapıların da ağırlıklı olarak üretildiğini ifade etti.

 

Farklı taşıyıcı sistemleri olan yapıların, yatay yüklere (depreme) maruz kaldıklarında farklı davranış karakterleri gösterdiğini söyleyen Yrd. Doç. Dr. Ali Ateş, “Hatta aynı tip yapıların farklı tasarımlarla yapılmalarına bağlı olarak aynı depremdeki davranışları bile tamamen aynı olmamaktadır. Burada özellikle belirtilmesi gereken bir husus da, bina rijitliğinin zemin niteliklerine bağlı olarak değiştirilmesi ve sert-kaya zeminlere düşük rijitlikte, yumuşak-kil zeminlere yüksek rijitlikte yapılar tasarlanması gerektiğidir.” şeklinde konuştu.

Betonarme hesaplamaları yapılırken belli sınır değerler arasında kalmak kaydı ile yapı rijitliğinin doğru ayarlanması gerektiğini ifade eden Yrd. Doç. Dr. Ateş, özellikle tasarım ofislerinin ve mühendislik kuruluşlarının yaptıkları dizaynlarda bu özelliğe yeterince dikkat etmedikleri izlenimi bulunduğunu sözlerine ekledi. Ateş, “Bina depreme dayanıklı osun diye daha fazla demir, daha mukavim beton kullanmak yapının rijitliğini arttıracaktır ancak sert bir zemin söz konusu ise dayanımı artırmak bir yana daha da yıkıcı etkilerin ortaya çıkmasına sebebiyet verecektir.” dedi.

Son olarak özellikle eğimli arazilerde bitişik nizam yapılan yapılarda, tasarımdan kaynaklanan ek “Çekiçleme Kuvvetleri”nin oluşabileceği mimari ve mühendislik dizaynlarla karşılaştıklarını söyleyen Yrd. Doç. Dr. Ali Ateş, “Böylesi yapılar, normalde dayanabilecekleri deprem kuvvetleri karşısında beklenen dayanımı gösteremeyebilir, ciddi deformasyonlara maruz kalabilir.” sözleriyle depreme dayanıklılık konusunda yapı türünden daha çok tasarlanan yapıların dizaynının nitelik derecesinin önemli olduğunu söyleyerek açıklamalarını sonlandırdı.

Üniversitemizin depreme dayanıklı yapılar konusunda yaptığı çalışmalardan söz ederek açıklamalarına başlayan Prof. Dr. Serkan Subaşı, nitelikli mühendisler yetiştirmek için çalıştıklarını belirterek; öğrencilere verilen Betonarme, Çelik Yapılar, Ahşap Yapılar ve Temel Tasarımı derslerinde deprem etkilerine göre özellikle mühendislik dizayn yaklaşımı ve metodolojilerinin üzerinde durduklarını ifade etti.

Deprem mühendisliği uygulamaları konusunda temel argümanlarının, Yapı Dinamiği, Yapı Mekaniği ve Depreme Dayanıklı Yapı Tasarımı dersleri olduğunu söyleyen Prof. Dr. Serkan Subaşı, “Buna ek olarak Yapı Mekaniği Laboratuvarımızda depreme dayanıklı yapı elemanlarının yük-kuvvet ilişkileri ve davranış şekilleri ile ilgili yoğun deneyler yapılmakta ve edinilen bulgular bilimsel yayınlara dönüştürülerek kamunun faydasına sunulmaktadır.” ifadelerini kullandı.

Üniversitemizde İnşaat Mühendisliği Bölümü’nün kurulmasından  itibaren düzenlemeye başladıkları Düzce Deprem Çalıştaylarının bu yıl dördüncüsünü gerçekleştireceklerini söyleyen Prof. Dr. Subaşı, “Düzce Valiliği ve Düzce Belediyesi ile ortaklaşa düzenlenen bu çalıştaylara ülkemizin seçkin bilim insanları; genel olarak deprem olgusunun yanında, Düzce ilinin depremselliği ile ilgili olarak yaptıkları araştırmaları paylaşarak katılmakta, en son bilimsel gelişmeler ve uygulamalar konusunda bilgiler vermektedir .” şeklinde konuştu.

Prof. Dr. Serkan Subaşı; Üniversitemiz ile Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü arasında varılan anlaşmaya göre, öğretim elemanlarımızın Düzce’deki farklı kamu kuruluşlarında çalışan teknik elemanlara yönelik Yapı Dinamiği ve Depreme Dayanıklı Yapı Tasarımı eğitimleri verdiğini sözlerine ekledi.

İnşaat Mühendisliği Bölümü öğrencilerimizin Doğal Afet Sigortalar Kurumu (DASK) tarafından düzenlenen, “Depreme Dayanıklı Bina Tasarımı Yarışması”nda, sundukları proje ve maketi ile birçok köklü üniversiteyi geride bırakarak “En İyi Deprem Performansı Özel Ödülünü” kazandıklarını ifade eden Prof. Dr. Serkan Subaşı, “Henüz mezun vermemiş, ilk mezunlarını bu yıl verecek olan bir bölüm olarak öğrencilerimizin böylesine anlamlı bir ödülü almaları bizleri çok mutlu etmiştir.” diyerek sözlerine son verdi.

Bu haber toplam 718 defa okunmuştur
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Akademi Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim