• BIST 75.433
  • Altın 129,786
  • Dolar 3,4396
  • Euro 3,6861
  • İstanbul 8 °C
  • Ankara -5 °C
  • Kayseri -5 °C
  • Erzurum -20 °C
  • İzmir 5 °C
  • Şanlıurfa 3 °C

İngilizce: Ders değil, iletişim aracı

İngilizce: Ders değil, iletişim aracı
Türkiye'de İngilizce öğretiminde sorunlar çok. Öncelikle yapılması gereken ezberci eğitimden vazgeçilmesi. Çünkü gerçek öğrenme, anlamayla başlar.

Aydan Ersöz/aljazeera.com

Ülkemizde İngilizce öğretimine uzun yıllardır büyük emek ve para yatırımı yapılmasına rağmen istenen başarıya ulaşılamıyor. TEPAV ve İngiliz Kültür Derneği’nin ortaklaşa yürüttüğü ve sonuçlarını kısa süre önce yayınladığı "İngilizce Dilinin Öğretimine İlişkin İhtiyaç Analizi" raporu da bunu açıkça gösteriyor.

Bu durumun ilk sebebi olarak Milli Eğitim Bakanlığı ve Talim ve Terbiye Kurulu’nun çalışmalarından kaynaklanan sorunları gösterebiliriz. Bakanlık, genelde müfredat-kitap değişikliği ve çalışmaları için merkezden tüm ülkeye emir gönderme yoluyla çalışıyor. Ancak önce, öğretim-öğrenim durumunun paydaşları olan öğretmen ve öğrencilerin değişim için ikna edilmeleri gerekiyor. Aksi halde buna karşı koyacaklar, hatta bazı durumlarda ciddi boyutlardaki değişimlerden haberdar bile olmayacaklardır. 

Ayrıca öğretmen ve öğrencilerin, merkezde yapılan eğitim politikası ve felsefesindeki değişiklikleri içselleştiremedikleri görülüyor. Bunun için şunlar yapılabilir: Öğretmenler için “Sürekli Eğitim Merkezleri’nin kurulmalı. Bu merkezlerde MEB’in formatörleri (eğiticileri) görev yapmalı, gerek çevredeki eğitim kurumları gerekse derneklerin desteği ile bu merkez her ay düzenli olarak bir etkinlik düzenlemeli. Öğretmenlerin bu bir günlük etkinliklere katılmasını sağlamak için Bakanlık tarafından puan toplama sistemi getirilebilir. Ayrıca bu formatörler, öncelikle gönüllülük esasına göre öğretmenleri kendi okullarında ders esnasında gözlemleyebilir ve gözlem sonuçlarını tartışabilir. Böylelikle “Yansıtmalı Eğitim” öğretmenlerin mesleki gelişimlerinin bir parçası haline gelebilir. Öğrenciler ise öğretmenlerinin ilk tanışma haftasında kendileri için hazırladığı ve derslerde kullandıkları “Dil Öğrenmenin Yararları”, “Nasıl Dil Öğrenilir ve Çalışılır?” gibi kısa konuşma ve tartışma oturumları ile ikna edilebilir. Bu çalışmalar yavaş yavaş da olsa mutlaka meyvesini verecektir.

İkinci sırada öğretmen ve öğretim elemanlarından kaynaklanan sorunlara değinebiliriz. Öncelikle Bakanlıkta ve Talim-Terbiye Kurulu’nda gerek müfredat gerekse materyal hazırlama veya inceleme ile görevlendirilen öğretmen ve öğretim elemanlarının meslekten olması ve yeterliliklerini kanıtlamış olmaları şartı aranmalıdır. İngilizce öğretiminde maalesef alan dışından çok sayıda kişi çalışmaktadır. Bu kişilerin karar mekanizmalarında yer alması da büyük sakıncalar doğurmaktadır.

İngilizce bir iletişim aracıdır

İngilizce öğretiminde en büyük yanlışlardan biri, öğretmenlerin derslerin neredeyse tamamında Türkçe konuşmaları ve dersi Türkçe işlemeleridir. Bu durum, öğrencinin İngilizceyi bir iletişim aracı olarak değil herhangi bir ders konusu olarak algılamasına sebep olmaktadır. Bu yanlış izlenimi edinen öğrencilerimiz öğretmenle veya arkadaşlarıyla iletişim kurmak için Türkçe’ye dönmektedirler. Okuma ve dinleme metinlerini önce Türkçe’ye çevirmekte sonra çalışmaktadır. Bunun sonucunda öğrenci, hiçbir dil becerisini geliştirme şansını bulamamaktadır.

Öğretmenlerin ders esnasında İngilizce konuşmaları ve iletişim kurmaları bu yanlış izlenimin yıkılmasına yardımcı olacaktır. Ayrıca öğretmen yabancı dili etkin kullanan kişi olarak iyi bir model oluşturacaktır. Öğrenciler, ders sırasında kendilerine verilen görevleri yapabilmek için hedef dili kullanacaklar ve böylelikle becerilerini geliştireceklerdir.

Öğretmen-merkezli öğretim yaklaşımı da ciddi bir sorun. Öğretmen, öğrenmeye değil öğretmeye odaklanmaktadır. Öğrenciler de öğrenmenin gerçekleşip gerçekleşmediğine bakmaksızın sürekli bir şeyler yetiştirme çabasıyla kendi hızında ders işlemektedir. Kontrol ve hâkimiyetin tamamen öğretmende olması, öğretmenin sürekli konuşması ve aktif olması, öğrencinin eylemsiz ve pasif olması, sınavların tehdit ve tek hedef olarak kullanılması öğrenci motivasyonunu ciddi şekilde yok etmektedir.

Öğretmen, sanatçı veya usta değildir. Bir maddeyi alıp ona istenen şekli veremez veya istenen şekilde değiştiremez. Öğretmen, eski dönemlerde olduğu gibi, bilgiye tek sahip olan ve bu bilgiyi başkalarına aktaran kişi de değildir. Öğrencilerin bilginin pasif alıcıları olmadığını kabullenmemiz gerekir. Kimse, öğrenmek istemeyen birine bir şey öğretemez.

Gerçek öğrenme ancak düşünme ve anlama eylemleri ile gerçekleşir. Düşünme ve anlama eylemleri, öğrencilerin kendi akıllarını kullanarak keşfetmelerini/buluş yapmalarını içerir. Ancak anlama gerçekleştiğinde öğrenme başlayabilir. Anlaşılan şey unutulmaz çünkü hafızanın değil, zekânın bir parçası haline gelir. Öğrenci sadece sınavlarda başarılı olmakla kalmaz gerekli durumlarda gerekli şekilde dili kullanabilen kişi haline gelir.

Öğrencinin otonomi (bağımsızlık) kazanması sürekli eğitim için hayati önem taşır. Bu durumda, öğretmenin görevi öğrencilere öğrenmeyi öğretmek ve ilham veren lider olmak olarak özetlenebilir.

Raporda belirtilen gerekçelerden biri de öğretmenlerimizin bir türlü uzak duramadığı Dilbilgisi-Çeviri Yöntemi. Öğretmenlerimiz, dili ‘ayırarak veya tecrit ederek’ öğretmeye çalışıyor. Kendilerince önemli buldukları bir dilbilgisi konusunu tahtada örneklerle anlatıyor, daha sonra çok sayıda mekanik etkinlik veriyor. Bu etkinliklerde baktıkları ise anlama ve bağlam değil, yapısal doğruluk oluyor.

Dilbilgisi basitleştirilemeyecek kadar soyut ve karmaşıktır. Dolayısıyla dilbilgisi açıklamaları da son derece uzun ve karmaşıktır. Bu açıklamalar, öğretmenin kuralları özetlediğini düşünerek rahatlamasına yardımcı olabilir ama öğrencide umutsuzluk, karmaşa ve bezginlik yaratmaktan başka bir işe yaramaz. Öğretmen, tamamen alışkanlıkları sebebiyle ve iyi niyetle öğrenciye küçük lokmalar halinde dilbilgisini sunmaya çabalamaktadır. Öğrenciden de bu kuralları ezberlemesini beklemektedir.

Keşfederek, sorgulayarak öğrenme

Aslında dil öğrenme, doğası gereği uzun ve yavaş bir süreçtir. Öğretmenin, bu süreci hızlandırmak için formüller ve ipuçları üretmeye çabalaması yarardan çok zarar doğurur. Yapılandırmacı yaklaşımın kullanıldığı durumlarda öğrencinin, doğru yönlendirme ile buluş veya keşfetme yoluyla sorgulayarak öğrenmesi hedeflenir.

Fiziki şartlardan kaynaklanan sorunlara üçüncü sırada değinebiliriz. Eğitimin daha başarılı olması için okulların gerekli teknolojik donanıma sahip olmaları gerekir. Ayrıca öğrenme bütüncül bir süreç olduğundan, derslikler görsellerle donatılmalı, gereken sıklıkla görseller değiştirilmelidir. Sınıflar aşırı kalabalık olmamalı, en fazla 20-25 öğrenci olmalıdır. Sıralar, etkileşim ve iletişimi olası kılacak şekilde (at nalı veya U şeklinde) yerleştirilmelidir.

Dördüncü sırada öğrenci ve velilerden kaynaklanan sorunlara değinmek mümkün. Ulusal platformda (televizyon, radyo, gazeteler, dergiler, vb.) dil öğrenmenin bireye ve topluma olan yararları tekrar tekrar vurgulanmalıdır. Kişinin bilişsel ve duygusal gelişiminde çok etkin olan dil öğrenmenin önemi zaten atasözlerimizde ve deyişlerimizde de vurgulanmaktadır. Ayrıca toplumsal olarak ulusal ve uluslararası politik, askeri, diplomatik, ticari ve ekonomik gelişimimizde dil bilmenin büyük artılar getireceği bilincini kazandırabilirsek öğrenci ve velilerin olumsuz tutumları yok olacaktır.

Öğrencilerimizi kazanabilmek için onların ilgi ve gereksinimlerine hitap etmemiz, eğlenceli ve merak uyandıran etkinlikler yapmamız ve öğrenme ortamının güvenli ve destekleyici olmasını sağlamamız gerekir. Başarısızlığı değil, başarıyı vurgulamamız ve çabalarını takdir ettiğimizi göstermemiz öğrenme isteğini artıracaktır. Kullandığımız metinler, etkinlikler ve görevler, onların düzeylerine uygun olmalıdır. Yeteneklerini göstermelerine olanak sağlayan, bilişsel zorlayıcılığı olan ama başarabilecekleri etkinlikler, motivasyonlarını artıracaktır.

Doğru öğretmen davranışları sergilemek (öğrencilerini dinleyen + empati kurabilen + öğrencileriyle uyumlu çalışabilen + saygı ve güven havasını sağlayabilen + yaptığı işe saygı duyan ve mesleğini coşkuyla yapan) İngilizce öğretiminde var olan sorunları aşmada son derece etkili olacaktır.

Kaynak: Haber Kaynağı
Bu haber toplam 425 defa okunmuştur
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • YÖK’ten kadınlara pozitif ayrımcılık28 Kasım 2016 Pazartesi 20:16
  • OHAL’de Erasmus hareketliliği27 Kasım 2016 Pazar 09:46
  • Eğitim Fakültelerine baraj geiyor24 Kasım 2016 Perşembe 08:17
  • Öğretmen Adaylarının formasyon çilesi bitmelidir23 Kasım 2016 Çarşamba 16:20
  • ÜAK, doçentlik jürilerini açıkladı22 Kasım 2016 Salı 21:03
  • İhraç edilenlerin kurumlara göre dağılımı22 Kasım 2016 Salı 07:44
  • 16 akademisyen göreve iade edildi22 Kasım 2016 Salı 07:35
  • Askeri okullardaki lisansüstü öğrencilerin durumu22 Kasım 2016 Salı 07:04
  • 242 Akademisyen İhraç Edildi, Tam Liste22 Kasım 2016 Salı 06:05
  • Rektör atamasında yeni durum21 Kasım 2016 Pazartesi 20:25
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Akademi Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Haber Scripti: CM Bilişim