• BIST 75.727
  • Altın 129,878
  • Dolar 3,4745
  • Euro 3,6641
  • İstanbul 11 °C
  • Ankara -4 °C
  • Kayseri 0 °C
  • Erzurum -12 °C
  • İzmir 1 °C
  • Şanlıurfa 3 °C

Kalın: 'Süriye Rejiminin Yaptığı Açıklamanın Bizim İçin Karşılığı Yok'

Kalın: 'Süriye Rejiminin Yaptığı Açıklamanın Bizim İçin Karşılığı Yok'
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, “Şah Fırat” operasyonundan sonra Suriye rejiminin yaptığı ‘savaş sesebidir’ açıklamalarıyla ilgili olarak, “Suriye rejiminin yaptığı açıklamanın bizim nezdimizde bir karşılığı olmadığını ifade etmek isterim.

Meşruiyetini yitirmiş, 300 binden fazla insanın ölümüne sebep olmuş, milyonlarca vatandaşını mülteci haline getirmiş bir rejimin ne bölgede, ne uluslararası hukukta herhangi bir meşruiyeti kalmamıştır. Dolayısıyla yaptıkları bu açıklamanın da ne bizim açımızdan, ne müttefiklerimiz açısından da bir karşılığı söz konusu değildir” dedi. 
Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda ikinci kez basın toplantısı düzenleyen Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını cevaplandırdı.
Bir gazetecinin, “Sayın Cumhurbaşkanının Türkiye’ye özgü başkanlık sistemi önerisinin içerisinde güçlü bir Parlamento için seçim sisteminde bir değişiklik öngörüsü de var mı ya da böyle bir talebi de var mı? Buradan yola çıkarak, denetim yetkisi daha güçlü bir Parlamento için örneğin dar bölge sisteminin olması gerektiğine dair bir düşünce ifadesi var mı?” sorusu üzerine Kalın, ‘başkanlık sistemiyle ilgili dünyada farklı modellerin bulunduğunu, bu modeller etrafında da yürütülen farklı çalışmaların olduğunu söyledi.
“BUNLARIN HAKIKATEN GERÇEKLERLE HIÇBIR ILGISI YOK”
Kuvvetler ayrılığı prensibinin en güçlü bir şekilde hayata geçirildiği modelin aslında ‘başkanlık sistemi’ olduğuna dikkat çeken Kalın, “Şimdi bazen kamuoyundaki tartışmalarda başkanlık sistemi geldiğinde Parlamento olmayacak ya da hiçbir yetkisi olmayacak ya da yetkileri tamamen asgariye indirilecek gibi birtakım mülahazalar, ya da yorumlar yapılıyor, bunların hakikaten gerçeklerle hiçbir ilgisi yok. Örneklerine baktığınız zaman, Amerika’dan Meksika’ya, Brezilya’dan birçok başka başkanlık sisteminin uygulandığı, yarı başkanlık sisteminin uygulandığı Fransa gibi ülkelere baktığınızda parlamentonun son derece güçlü olduğunu ve bu kontrol mekanizması, ‘check and balance’ dediğimiz sistemin işlemesi bakımından son derece sağlıklı bir ilişkinin olduğunu buralarda görüyoruz. Dolayısıyla, başkanlık sistemi parlamentonun, belki bugünkü parlamenter sisteminden daha da güçlü olduğu bir modeli öngörür. Parlamentoya seçilecek vekillerle ilgili olarak yapılacak çalışma tabii ki neticede Parlamento’nun, Meclis’imizin yapacağı çalışmalar neticesinde ortaya çıkacaktır. Bu dar bölge mi olur, daraltılmış bölge mi olur? Temsilin en yüksek olacağı model hangisiyse seçim modeli buna göre mutlaka yapılacaktır, bununla ilgili çalışmalar devam ediyor” diye konuştu.
“BİR FEDERAL SISTEM OLMASI GEREKMİYOR”
Kalın, “Başkanlık sistemiyle ilgili gene zihinlerde uyandırılan birtakım istifhamlar, sorular var, mesela başkanlık sistemi mutlaka federalizmi gerektirir gibi. Halbuki bununla da doğrudan bir ilgisi yok, illa da bir federal sistem olması gerekmiyor. Federal sistemin olduğu örnekler var Amerika gibi, olmadığı örnekler var Fransa gibi, Meksika gibi, Brezilya gibi birçok ülkede ya da çok gevşek yerel yönetimlerin daha güçlendirildiği, ama adına federalizm demediğimiz modeller de mevcut. Bunlar, yine tekraren ifade etmek isterim; Türkiye en iyi nasıl yönetilir, 2023 hedeflerine ulaşırken en etkili sistem nasıl inşa edilir sorusuna cevap olarak tartışılacak konular. Ama bununla ilgili zihinlerde uyanan bazı soruları zamanında cevaplamak mutlaka isabetli olur ki, bunlardan bir tanesi de başkanlık sistemi tek adam yönetimidir algısı verilmeye çalışılıyor. Yine örneklere baktığınız zaman bununla uzaktan, yakından ilgisi yoktur, başkanlık sisteminin. Tam tersine başkanlık sisteminde kuvvetler ayrılığı çok net bir şekilde ortaya konduğu için başkanın yetkileri bellidir, parlamentonun yetkileri bellidir, yani yasama ile yürütmenin alanları net bir şekilde ayrılmıştır. Zaten yargıda bütün bunları denetleyen bir merci olarak kendi yerine orada sahiptir” şeklinde konuştu.
“KUTLAMALARLA İLGİLİ HAZIRLIKLARIMIZ YOĞUN BİR ŞEKİLDE DEVAM EDİYOR”
Çanakkale Savaşı’nın 100. yıl dönümü için düzenlenecek törenlerin iptal edildiği yönündeki iddiaların sorulması üzerine ise Kalın, “Çanakkale 23-24 Nisan törenleriyle ilgili bu tamamen asılsın, uydurma bir haberdir, bunun itibar edilecek hiçbir tarafı yok. 23-24 Nisan Çanakkale kutlamalarıyla ilgili hazırlıklarımız yoğun bir şekilde devam ediyor. Beklediğimizden çok daha fazla ilgi ve teyit şu ana kadar bize ulaşmış durumda ve teyitler de gelmeye devam ediyor. Yani tek tek isim vermeyeyim, ama yani Avustralya bölgesinden Avrupa’ya, Ortadoğu’dan Afrika’ya, hatta Latin Amerika’ya, Balkanlar’a kadar pek çok coğrafyadan devlet, hükümet başkanı düzeyinde, ayrıca bakanlar ve diğer temsilciler düzeyinde 23-24 Nisan Çanakkale anma törenlerine katılım sağlanacaktır. Ve bu yıl 100. yılı olması münasebetiyle şehitlerimizin, Çanakkale şehitlerimizin tarihi hatırasına layık bir şekilde bu anma törenleri gerçekleştirilecek, bu konuda herhangi bir değişiklik söz konusu değil” dedi.
“FÜZE SİSTEMLERİ NATO SİSTEMİNE ENTEGRASYONU VE UYUMUNU SAĞLAYACAĞIZ”
Kalın, Türkiye’nin alacağı uzun menzilli füze ihalesinin, füzelerin NATO sistemine entegre edilmeyeceğini yönündeki haberlerin de sorulması üzerine şunları kaydetti:
“Füze sistemiyle ilgili olarak Sayın Savunma Bakanımızın o konuyla ilgili yaptığı açıklama ihale süresinin bitmesiyle ilgilidir, yoksa henüz şuraya, şu ülkeye verildi, şu teklif kabul edildi şeklinde bir karar verilmiş değil. Burada yalnız şunun altını çizmek isterim: Bu füze meselesi gündeme geldiğinden beri Türkiye’nin NATO üyeliğini tartışmaya açmaya çalışanlar, aslında Türkiye gibi NATO üyesi, ama kendi bağımsız politikalarını yürüten bir ülkenin bir füze sistemi alırken hangi kriterlerle karar vereceğine dair büyük bir zihin karışıklığı içerisindeler. Bakın daha önce de Sayın Cumhurbaşkanımız Başbakanken bunu açıkladılar, Sayın Başbakanımız bunu açıkladılar; bu konuda son derece objektif kriterler vardır; bunlar fiyattır, teslim tarihidir, teknoloji transferidir ya da ortak üretimdir. Bu kriterlere kim uyuyorsa, bu kriterler içerisinde Türkiye Cumhuriyeti’nin menfaatlerine en uygun teklif hangisiyle o esas alınır ve o hayata geçirilir. Bu, gelecek füze sisteminin NATO savunma sistemiyle uyumlu olmaması diye bir şey söz konusu olmaz. Biz NATO güvenlik hattının bir üyesi ve en önemli ülkelerinden birisi olarak elbette bu entegrasyonu ve uyumu sağlayacağız. Fakat bunun etrafında yürütülen tartışmalar zaman zaman art niyetli noktalara gidebilmektedir. Dediğim gibi bizim kriterlerimiz son derece nettir, objektiftir, bunu ideolojik, siyasi noktalara çekmeye çalışmak, bu tartışmayı verimsiz bir noktaya götürür. Önümüzdeki haftalarda ve aylarda da bu konuda biz tabii ki değişik teklifler değerlendirilecek ve nihai olarak bu karar Savunma Sanayi Müsteşarlığı, Savunma Bakanlığımız ve Başbakanımız tarafından verilip Cumhurbaşkanımızın onayına sunulacaktır.”
“BİZE ULAŞAN HERHANGİ BİR BİLGİ YOK”
Bank Asya’nın ardından İş Bankası’nın hisselerinin de fona devredilebileceği iddiaları üzerine bugün bankanın hisselerinde ciddi bir düşüş yaşandığı ve Cumhurbaşkanlığı’nda bu konuda herhangi bir tasarruf söz konusu olmuş mudur? Yönündeki soruya ise Kalın, “Bize ulaşan herhangi bir şey yok, bu konuda BDDK’nın ya da TMSF’nin bir tasarrufu olur-olmaz bunu bilemiyorum. Bununla ilgili bize ulaşmış bir bilgi söz konusu değil. Zaman zaman bunların çok altı boş spekülasyon olduğunu görüyoruz. Resmi makamların yaptığı açıklamaları esas almak daha doğru olur, bu konularla ilgili” dedi.
“SURIYE REJIMININ YAPTIĞI AÇIKLAMANIN BIZIM NEZDIMIZDE BIR KARŞILIĞI YOK”
Kalin, bir gazetecinin, “Süleyman Şah Operasyonuna değinmek istiyorum. Bu operasyon sonrası Suriye’den de bazı açıklamalar geldi, bu açıklamalardan biri de; bu saldırı bir savaş nedenidir olarak, Uzlaşı Bakanı böyle bir açıklama yaptı. Siz hem bu açıklamayı nasıl değerlendiriyorsunuz, hem de bundan sonra bölgede Türkiye’nin pozisyonu bu operasyondan sonra nasıl etkilenecek, ne olacak?” diye sorması üzerine şunları kaydetti:
“Öncelikle Suriye rejiminin yaptığı açıklamanın bizim nezdimizde bir karşılığı olmadığını ifade etmek isterim. Meşruiyetini yitirmiş, 300 binden fazla insanın ölümüne sebep olmuş, milyonlarca vatandaşını mülteci haline getirmiş bir rejimin ne bölgede, ne uluslararası hukukta herhangi bir meşruiyeti kalmamıştır. Dolayısıyla yaptıkları bu açıklamanın da ne bizim açımızdan, ne müttefiklerimiz açısından da bir karşılığı söz konusu değildir. Üstelik bu konuyla ilgili olarak dün Sayın Başbakanımızın da açıkladığı gibi, Suriye’ye bir nota verilmiş ve bu operasyon gerçekleştirilmiştir. Burada bundan sonrasıyla ilgili olarak başta da ifade ettiğim gibi, Suriye’deki muhalefetin güçlendirilmesi, hem hür Suriye Ordusuna, hem de Suriye Ulusal Koalisyonu’’na uluslararası toplumun her açıdan, insani açıdan, siyasi açıdan, lojistik açıdan ve diğer alanlarda destek vermesinin sağlanması en önemli kritik eşiği oluşturmaktadır. Uluslararası topluluk bu konuyla ilgili bugüne kadar üzerine düşen sorumluluğu maalesef tam manasıyla yerine getirmediği için konu bu noktaya gelmiş ve Suriye toprakları adeta bu tür terör örgütlerinin bir militan devşirme alanı haline gelmiştir. Bizim DAİŞ terörüne karşı tavrımız çok açık ve nettir, devletin bütün kurum ve kuruluşlarıyla bu terör örgütünün gerek eylemlerinin, gerek söylemlerinin, inançlarının, hepsinin tam manasıyla karşısındayız, karşında olmaya da devam edeceğiz. Doğabilecek muhtemel güvenlik risklerine karşı da ilgili birimlerimiz gerek sınır boyumuzda, gerek ülke içinde tedbirleri en üst düzeyde bulunmaktadır.”

Kaynak: Haber Kaynağı
Bu haber toplam 341 defa okunmuştur
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Akademi Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim