• BIST 75.929
  • Altın 129,573
  • Dolar 3,4434
  • Euro 3,6590
  • İstanbul 6 °C
  • Ankara -10 °C
  • Kayseri -10 °C
  • Erzurum -22 °C
  • İzmir -1 °C
  • Şanlıurfa 2 °C

Neü'de Bir İslam Alimi Olarak Mevlana" Paneli

Neü'de Bir İslam Alimi Olarak Mevlana" Paneli
Hz. Mevlana’nın 741. Vuslat Yıldönümü Uluslararası Anma Etkinlikleri kapsamında Necmettin Erbakan Üniversitesi (NEÜ) tarafından “Bir İslam Alimi Olarak Mevlana” konulu panel gerçekleştirildi.

Moderatörlüğünü NEÜ Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı ve aynı zamanda Rumi Medeniyetler Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Bilal Kuşpınar’ın yaptığı panele, İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ramazan Altıntaş, Konya Müftüsü Prof. Dr. Ali Akpınar, NEÜ İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyelerinden Prof. Dr. Hülya Küçük, Prof. Dr. Naim Şahin, Doç. Dr. Fikret Karapınar panelist olarak katıldı. Mevlana Kültür Merkezi Sultan Veled Salonunda gerçekleştirilen Programa NEÜ Rektörü Prof. Dr. Muzaffer Şeker, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Tahir Yüksek, Prof. Dr. Mehmet Emin Aydın ve davetliler katıldı.
Rektör Prof. Dr. Muzaffer Şeker yaptığı selamlama konuşmasında, Konya’nın her Aralık ayının girişiyle beraber misafirlere ev sahipliği yaptığını ve Konya’nın Hz. Pir’i anmak adına yoğun programlara şahit olduğunu ifade etti. Konya’nın Hz. Piri anlama, anlatma ve yaşama konusunda ellerinden geldiğince etkinlikler hazırladığını, misafirlere misafirperverlik yapmaya gayret ettiğini söyleyen Rektör Şeker, “Bu seneki 741. etkinliğin adı olarak tanımlanan sözle ‘Feyzler, sefalar ziyade ola…’ diyoruz inşallah. Değerli misafirlerimize ve güzel bilgilerini bizimle paylaşacak olan hocalarımıza teşekkür ediyorum” diye konuştu.

“HAKİKATE ULAŞMANIN YOLU KUR’AN-I KERİM’DEN GEÇER”
Prof. Dr. Şeker’in konuşmasının ardından “Hz. Mevlana’nın Kelami Yönü” konulu konuşmasını yapan NEÜ İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ramazan Altıntaş, tarihteki büyük alimlerin eserlerinin bizim için önemli olduğunu çünkü bu eserlerin topluma aidiyet duygusu kattığını dile getirdi. Medeniyetimize katkısı olan ve İslami ilimler alanında adını andığımız Hz. Mevlana'nın kelami yönünü anlatan Prof. Dr. Altıntaş, “Müslümanların amel gücünün zayıfladığı bir atmosferde Hz. Mevlana yeni bir kelam anlayışını ortaya koymuştur. Aynı dili konuşan insanlar değil aynı manayı paylaşan insanlar birbirini anlayabilir diyor Hz. Mevlana. Bize lazım olacak ve sosyal tevhidi gerçekleştirecek olan bir kelam anlayışını bu sözlerle ifade ediyor. Hz. Mevlana’ya göre hakikatin bilgisine ulaştıran yöntem Kur’an-ı Kerim’dir. Kendisi akla karşı değildir. Hz. Mevlana nefsi düzeltmenin aklın işi olmadığını nefsi ancak aşkla terbiye edebileceğimizi söyler. Hz. Mevlana kuru bir akla dayalı kelamcı değil ruh ikliminin kelamcısıdır ve kendisi bu kelam anlayışına göre hareket etmiştir” dedi.

“MESNEVİ BİR TEFSİR DEĞİLDİR”
Konya Müftüsü Prof. Dr. Ali Akpınar ise, “Hz. Mevlana’nın Tefsir Anlayışı” konulu konuşmasında, Kültür adamı Mevlana’dan İslam Alimi Mevlana’ya nasıl geçiş yapılacağının son günlerde tartışıldığını ve bu panelin bu anlamda da önemli olduğunu söyledi. “Mevlana'yı anmak yetmez onu anlamak gerekir” diyen Prof. Dr. Akpınar, anlamakla da işin bitmeyeceğini onu yaşatmak gerektiğini söyledi. Müftü Akpınar, Konyalılar olarak Mevlana'nın izlerinin ne kadar hayatlarımızda olduğunu tartışılması gerektiğine vurgu yaptı. Mevlana’nın sağlam bir düşünce ve gönül yapısına sahip olduğunu söyleyen Akpınar, Hz. Pir’in Kur’an’la yetiştiğini, onun, düşüncelerini, eylemlerini Kur’an’a göre şekillendiren bir kişi olduğunun altını çizdi. Mesnevinin Kur’an ayetlerini inceleyen bir tefsir olmadığını söyleyen Prof. Dr. Akpınar, Mevlana’nın mesnevisini ‘Vahdet Dükkanı’ olarak tanımladığını dile getirdi. Hz. Mevlana’nın, “Kur’an’ın huzurunda alçalmış, ruhu kurban kesilmiş adamdan sor” sözünü hatırlatan Akpınar, Mevlana’nın bu sözlerden de anlaşılacağı gibi büyük mütefekkir, gönül insanı olduğunu kaydetti.

“MEVLANA ŞEMS ADINA KONUŞMAKLA GÖREVLENDİRİLDİ”
Panelde, Prof. Dr. Hülya Küçük de, “Hz. Mevlana ve Tasavvuf” konulu konuşmasında Mevlana'nın tasavvufunu anlatmanın tefsir, hadis ya da kelamla anlatmaktan daha zor olduğunu çünkü Mevlana'nın tasavvufunu anlatmanın bir bakıma bunların hepsini anlatmak olduğunu kaydetti. Mevlana'nın Şems’le olan ilişkisine değinen Prof. Dr. Küçük, Mevlana’nın herkesin bilmediği bir yönü olduğunu belirterek, “Aslında Şems’in kendi duygu ve düşüncelerini dile getirmekten uzak yapısı dolayısıyla Mevlana’nın onun yerine şiir söylemekle hak tarafından görevlendirildiği konusu önemlidir. Mevlana şiiri sevmediğini söylüyor ancak insanların kendisine şiir söylettiklerini, içinde söyleyemediği çok şey olduğunu ifade ediyor. Mevlana da aslında işin kelimelere dökülmesinden memnun değil çünkü tasavvuf kalpte yaşanan duygudur. ‘Biz Leyla yüzünden deli olduk o da bizim yüzümüzden çıldırdı biz bir başkasının daha deli olmasını istemeyiz diyor’ Mevlana ama ben Allah’tan hepimizi deli yapmasını niyaz ediyorum” ifadelerini kullandı.

“EBEDİ MUTLULUĞUN FORMÜLÜ EDEPTİR”
Prof. Dr. Naim Şahin, “Hz. Mevlana’daki Ahlaki Erdemler” konulu konuşmasına Hegel’in Mevlana’yla alakalı sözüyle başladı. Mevlana’nın ölümsüz olduğuna dikkat çekip Hegel tarafından da okunduğunu söyleyen Prof. Dr. Şahin bunun sebebinin ise Mevlana’nın farklı alanlarda bile çözümler sunmasından kaynaklandığını belirtti. Mevlana’nın değer ve ilkeleri üzerine konuşmasını sürdüren Şahin, Mevlana’nın uyarı ve önerilerinin o zamanlar ne kadar geçerliyse bugün de o kadar geçerli olduğunu söyledi. Günümüzde yüksek ahlak sahibi kişilerin olduğu gibi tüm bunların tersine karaktere sahip olan insanların olduğunu da söyleyen Şahin, günümüzde ilk problemin erdemsizlik olduğunu vurguladı. Ahlakın inancı ve milleti ne olursa olsun tüm insanları saran bir değer olduğunun altını çizen Şahin, özellikle toplumumuzda ahlak bunalımının olduğunu kaydetti. Mevlana’ya göre ebedi mutluluğun formülünün edep olduğunu söyleyen Şahin, onun ahlak anlayışının benliğin erdemsizliklerden arındırmak olduğunu ifade etti.

“MEVLANA’NIN HADİSCİLİĞİ KONUŞULMUYOR”
“Hz. Mevlana ve Hadis” konusunda konuşmak üzere söz alan Doç. Dr. Fikret Karapınar, Hz. Mevlana'nın hadislerle olan bağlantısını ele aldı. ‘Bugün İslam düşüncesinden bahsediliyorsak bunun kökeninde tasavvuf var’ diyen Karapınar, tasavvufun da pek çok çizgilerle ayrıldığını bilmek gerektiğini vurguladı. Hz. Mevlana'nın Sofi olmadan önce İslam Alimi olduğunu söyleyen Doç. Dr. Karapınar, Mevlana'nın İslami ilimlerle haşrolduktan sonra tasavvufa meylettiğini ifade etti. Onun İslam Alimi, şeriatı öğrenmiş bir kimse olduğunu söyleyen Doç. Dr. Karapınar, Mevlana'nın eserlerinde ayet ve hadisleri moda mod yazmak yerine ağırlıklı olarak anlama odaklandığını ifade etti. Hz. Mevlana'nın eserlerinde, hadislere fazlaca yer verdiğini hatırlatan Doç. Dr. Karapınar, Mesnevisinde 300-400 tane hadisin yer aldığını ancak buna rağmen 741. yılında Mevlana'nın hadisçiliği üzerinde ciddi bir çalışma olmadığını dile getirdi. Bu konuda Konyalılar olarak çalışma yapmanın farzı ayn olduğunu vurgulayan Karapınar, konuşmasını Mevlana'nın vasiyet sözleriyle bitirdi:
“Ben size; gizlide ve açıkta, her yerde Allah’tan korkmayı, az yemeyi, az uyumayı, az konuşmayı, Allah’ın buyruklarına boyun eğip, günahlardan kaçınmayı, oruç tutmak ve namaz kılmakta devamlılığı, daima şehvetten kaçınmayı, insanlardan gelebilecek eza ve cefaya tahammül etmeyi, cahil ve sefillerle düşüp kalkmaktan uzak durmayı, güzel davranışlı ve salih kişilerle birlikte olmayı vasiyet ederim. İnsanların hayırlısı, insanlara faydası dokunandır. Sözün hayırlısı da az ve öz olanıdır. Hamd yalnız, tek olan Allah’a mahsustur. Tevhid ehline selam olsun.”

Kaynak: Haber Kaynağı
Bu haber toplam 566 defa okunmuştur
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Akademi Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim