• BIST 73.391
  • Altın 133,104
  • Dolar 3,5219
  • Euro 3,7585
  • İstanbul 2 °C
  • Ankara -7 °C
  • Kayseri 0 °C
  • Erzurum -6 °C
  • İzmir 9 °C
  • Şanlıurfa 7 °C

Obezite Diyabete Davetiye Çıkarıyor!

Obezite Diyabete Davetiye Çıkarıyor!
Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Yusuf Aydın, diyabet hastalığı, tedavisi ve alınması gereken önlemler konusunda bilgiler verdi

Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Yusuf Aydın, 14-21 Kasım Diyabet Haftası kapsamında diyabet hastalığı, tedavisi ve alınması gereken önlemler konusunda önemli bilgiler verdi.

Doç. Dr. Yusuf Aydın diyabet hastalığını; “Kan şekerinin normal referans aralıklarının üzerinde olması sonucunda kalp, böbrek, göz, sinirler ve gastrointestinal sistemdeki organlar gibi vücudun birçok organında hasarla seyreden, kronik ve ilerleyici bir hastalıktır.” şeklinde tanımladı.

Kan şekeri yükselmesi sonucunda hastalarda değişik semptomlara rastladıklarını belirten Doç. Dr. Aydın, çok su içmenin, idrara çok çıkmanın, gece idrara çıkmanın, görmede bulanıklığın yanı sıra kilo almanın veya hızlı kilo vermenin, yorgunluğun, sık üriner enfeksiyonların ve geç iyileşen yaraların en sık görülen şikayetlerin başında geldiğini ifade etti.

Günümüzde diyabet hastalığının artık ciddi bir halk sağlığı sorunu haline geldiğinin altını çizen Doç. Dr. Aydın, 15 yıl önce toplumda diyabet görülme sıklığının %7.2 iken, günümüzde bu oranın %14-15’e kadar yükseldiğine dikkat çekti. 

Diyabete yol açan nedenlerden de bahseden Aydın, kişilerin beslenme alışkanlığın değiştiğini, fast-food tarzındaki ayaküstü yenilen yağlı ve karbonhidrattan zengin beslenme tarzının arttığını söyledi. Toplumun daha az hareket eder hale geldiğini belirten Doç. Dr. Aydın, eskiden yürüyerek gidilen yerlere metro veya özel araçlarla gidildiğini ifade ederek, masa başı işlerde çalışan kişilerin daha az hareket ettiklerini, ekonomik durumun yükseldikçe beslenmede daha yüksek kalorili gıdalar tüketilmeye başlandığını sözlerine ekledi.

Bu yaşam tarzı sonucunda, obezite ve bunun sonucunda diyabet oranının büyük boyutlara ulaştığını ifade eden Doç. Dr. Yusuf Aydın, özellikte Tip 2 diyabetin en önemli sebebinin obezite ve buna bağlı olarak gelişen vücuttaki insülin direnci olduğunu söyleyerek toplumumuzda obezite sıklığının kadınlarda %40’ın üzerine, erkeklerde ise %30 civarına yükseldiğini belirtti.

Son yıllarda, Tip 2 diyabetin artık çok genç yaşlarda görülmeye başladığına dikkat çeken Doç. Dr. Aydın, “Aslında Tip 2 diyabet, 40 yaş ve sonrasında görülmesi gerekirken artık yaş sınırı 25-30’lu yaşlara kadar çekildi. Önümüzdeki yıllarda bu konuda tedbirler sıklaştırılmaz ise dünyada ve Ülkemizde erken yaşlarda çok ciddi diyabet ile ilgili kronik problemleri olan kişiler görmeye başlayacağız. Bu sebeple toplum olarak beslenme alışkanlıklarımızı tekrar gözden geçirmeliyiz.” diyerek hareketli ve spor yapan bir toplum olma konusunda bilinçlendirme projelerine ihtiyacımız olduğunu vurguladı.

Doç. Dr. Yusuf Aydın, obez (şişman) kişileri, bel çevresinin kadınlarda 90 cm, erkeklerde ise 94 cm üzerinde olan kişileri, hiperlipidemi yani kolesterol ve trigliserid yüksekliği olanları, hipertansiyon hastalarını, ailesinde (anne veya babada) diyabet hastalığı bulunanların yanı sıra polikistik over hastalığı olan kişileri, önceki gebeliklerinde diyabet saptanan kadınları, makrozomik bebek (Doğum ağırlığı>4000g) doğuran kadınları ve hızlı kilo alan insanları diyabet riski taşıyan hasta grupları olarak sıraladı.

Diyabetin teşhis edilmesiyle ilgili bilgiler veren Aydın, 10-12 saatlik açlık sonrasında ölçülen kan şekeri 126 mg/dl üstünde olan kişilerin veya rasgele ölçülen kan şekeri 200 mg/dl üzerinde olan kişilerin mutlaka doktor gözetiminde tedaviye başlaması gerektiğini sözlerine ekledi.

Gizli şekerle ilgili önemli bilgiler de paylaşan Doç. Dr. Yusuf Aydın, “Açlık kan şekeri ölçümü 100-126 mg/dl arasında olan ya da diyabet açısından yüksek riskli bir kişide 75 gram şeker yükleme testinde ölçülen 2. saat kan şekerinin, 200mg/dl üzerinde olması durumunda da kişide şeker hastalığı olduğu kabul edilir. Bu test sırasında ölçülen kan şekeri 140-200 mg arasında ise bu durumda bozulmuş glukoz(şeker) toleransı olduğu söylenir. Bu kişiler yakın zamanda diyabet gelişimi açısından yüksek riskli gruptadır. Bu kliniğe sahip kişilerde yakın takip edilip gerekirse ilaç tedavisi de başlanabilir.” ifadelerini kullandı.

Diyabetin vücuttaki organlara olumsuz etkileriyle ilgili çok önemli örnekler veren Doç. Dr. Aydın, diyabet hastalarında görülen ölümlerin en önemli sebebinin erken dönemde geçirilen kalp krizleri olduğunu belirterek, kan şekerinin kötüleştikçe kalp damarlarının daha çok tıkandığını ve bu sebeple her diyabet hastasının kalp hekimlerine muayene olması gerektiğini söyledi.
Dünyada ve Ülkemizde görme kayıplarının en önemli sebeplerinden birisinin de diyabet hastalığı olduğunu ifade eden Aydın, diyabet kontrolünün kötüleştikçe göz arkasında kanamalar ortaya çıktığını ve bu durumun görme kaybı ile sonuçlanabileceğine dikkat çekti.

Diyabetin vücuttaki organlara verdiği hasarla ilgili açıklamalarına devam eden Doç. Dr. Yusuf Aydın, “Son dönem böbrek yetmezliklerinin ve diyalizin en önemli sebebi diyabet hastalığıdır. Özellikle hipertansiyon ile birlikte kan şekeri yüksekliğinde böbreklerde önce protein kaçakları, arkasından böbrek yetmezliği gelişmektedir. Kan şekerinin iyi kontrol edilmesi ile bu problem engellenebilmektedir.” şeklinde konuştu.

Kan şekerinin uzun süre yüksek seyretmesi durumunda sinirlerde harabiyet oluşturduğunu söyleyen Doç. Dr. Aydın, “Buna bağlı uyuşmalar, hissizlikle bazen şiddetli yanma ve ağrılar oluşabilmektedir. Bunun sonucu olarak hastalarda geçmeyen ayak yaraları oluşmakta ve sonucunda ampütasyon dediğimiz uzuv kayıplarına yol açabilmektedir. Bu durum, hastaları günlük fiziksel aktivitelerini yapamaz duruma getirebilmektedir.” diyerek diyabetin sürekli kontrol edilmesi gereken bir hastalık olduğunu niteledi.

Diyabet hastalığında insülin tedavisi, ağızdan alınan hap tedavisi gibi farklı tedavi şekilleri olduğunu ifade eden Aydın, kesin tedavi konusunda birçok çalışmanın yapıldığını ancak sonuçların çok yüz güldürücü olmadığını belirterek Obez Tip 2 diyabetik olan kişilerde obezite cerrahisi tedavisi ile birçok hastanın fayda görebildiğini söyledi.

Kan şekeri kontrolüyle ilgili önerilerde bulunan Doç. Dr. Aydın diyabet hastalarının, mutlaka üç-dört ay ara ile doktor kontrolüne gitmeleri ve ayrıca evde kan şekeri ölçümlerini yapmaları tavsiyesinde bulundu. Diyabet hastalarında hedef olarak HbA1c seviyesinin %7’nin altında olması gerektiğini söyleyerek “HbA1c, kişinin son üç aylık kan şekeri ortalamasını indirekt olarak gösteren bir yöntemdir. HbA1c’nin 8 ve üzerinde olması kötü kontrollü bir diyabet olduğunu düşündürür.” dedi. Aydın, evde kan şekeri ölçümlerinde yemek öncelerinde ölçülen açlık şekerlerinin 90-130 mg/dl arasında olması ve yemekten iki saat sonra ölçülen kan şekerlerinin ise 120-160 mg/dl arasında olmasının yeterli bir kontrol sayılabileceğini ifade etti.

Diyabet hastalarına tavsiye ve uyarılarda da bulunan Doç. Dr. Yusuf Aydın, “Diyabet hastalarında özellikle Tip 2 diyabette beslenme tedavisi, tedavinin temel taşıdır. Hastalarımız süratle kilo verme konusunda gerekli beslenme önerilerini doktor veya diyetisyenlerinden almalıdır. Ayrıca kullandıkları ilaçları düzenli kullanmalı ve herhangi bir yan etki durumunda hekime başvurmalıdır. Hekim önerisi olmadan ilaçlarını bırakmamalı veya değiştirmemelidir. Son olarak 14 Kasım Dünya Diyabet Günü’nü kutlar, tüm hastalarımıza ve halkımıza sağlıklı günler dilerim.” diyerek sözlerini noktaladı.

Bu haber toplam 378 defa okunmuştur
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Akademi Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim