• BIST 73.391
  • Altın 132,849
  • Dolar 3,5219
  • Euro 3,7585
  • İstanbul 8 °C
  • Ankara 1 °C
  • Kayseri 2 °C
  • Erzurum -4 °C
  • İzmir 14 °C
  • Şanlıurfa 9 °C

Toplum Deprem Konusunda Hâla Blinçsiz

Toplum Deprem Konusunda Hâla Blinçsiz
17 Ağustos 1999'da yaşanan Marmara depreminde Eskişehir’de 32 kişinin hayatını kaybettiği yıkılan Tarhan Apartmanı enkazı altında 20 saat kaldıktan sonra kurtarılan Meral Şurabatır, toplumun deprem konusunda bilinçsiz olduğunu söyledi.

17 Ağustos 1999'da yaşanan Marmara depreminde Eskişehir’de 32 kişinin hayatını kaybettiği yıkılan Tarhan Apartmanı enkazı altında 20 saat kaldıktan sonra kurtarılan Meral Şurabatır, toplumun deprem konusunda bilinçsiz olduğunu söyledi.
  Sivrihisar caddesindeki Tarhan apartmanının yıkılmasıyla ağabeyi ve teyzesini kaybeden, kendisi de saatlerce enkazın altında kaldıktan sonra kurtarılan Meral Şurabatır, o günü 15 yıl sonra yeniden bina önünde yaşadı. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Coğrafi Bilgi Sistemleri Bölümünde görev yapan Şurabatır, hayatını kaybedenlerin yakınlarının yıkılan binanın bulunduğu alana gelerek sık sık andığını söyledi. Teyzesi ile birlikte enkaz altında geçirdikleri saatleri anlatan Şurabatır, şöyle konuştu: “15 yıl önce tam bulunduğumuz noktada tek Eskişehir değil, tüm Türkiye, tüm Marmara bölgesi bir felaket yaşadı. Eskişehir’de tek bir bina yıkıldı. Burada büyük bir can pazarı yaşandı, 35 kişi hayatını kaybetti." 20 saat sonra binanın enkazından yaralı kurtulduğunu belirten Şurabatır,  sözlerini şöyle sürdürdü: "O an teyzemle enkaz altında yan yanaydık. 20 saat birbirimizle konuştuk, moral vermeye çalıştık destek olmaya çalıştık. Hayatta nasıl kalacağımıza dair konuştuk. Zaman ilerledikçe saatler ilerlemeye başladıkça teyzemin uykusu gelmeye başladı, şuuru kapanmaya başladı. Onun bilincini açık tutmak için elimden geleni yapmaya çalıştım, sürekli onu konuşturmaya çalıştım. Halüsinasyonlar görmeye başladı ve onu uyutmamak için bağıra bağıra 'seni anan benim için doğurmuş' şarkısını dahi söyledim. Ama onun bilincini açık tutamadım. İlerleyen saatlerde bilinci kapandı. 20 saat sonra bize ulaştılar. Ben yaralı kurtuldum teyzem hayatını kaybetti. Ağabeyimi kaybettik. Depremden sonra hayatımda çok şey değişti. Hâla depremin izlerini bedenim ve ruhumda taşıyorum. En başta hayata bakış açım çok değişti. Her an her şey olabilir ölüm her an olabilir. Hayata daha sıkı tutunup hayattan daha çok keyif almaya başladım.” 

  “KİTABI YAZMAK BENİM İÇİN HİÇ KOLAY OLMADI”
  Deprem sonrası yazmış olduğu ‘İlk Önce Yıldızları Gördüm’ kitabıyla da tanınan depremzede Şurabatır, kitabı yazma öyküsünü şöyle anlattı:
  “Elim ilk kaleme gittiği zaman “Tarih 17 Ağustos 1999 saat 03:00” ilk cümlem bu oldu ve gerisi geldi. Ameliyat olmuş evde yatarken anılarımı yazmak istedim. Geçmişimi de hep yazardım. Anı defterim vardı. Yaşadıklarımız ve hissetiklerimi yazmak istedim. Yazım kitap diline dönmeye başladı. Ben de konsepti değiştirerek kitap yazmaya karar verdim. Bu çok kolay olmadı. Bu anıları yeniden yaşamak, en ayrıntılı şekilde yeniden anlatmak hiç kolay değildi. Kitabı yazmam dört yılımı aldı.”

  “YETKİLİLERDEN ANIT YAPILMASINI İSTİYORUM”
  Eskişehir’de yıkılan tek binanın yerine anıt yapılması gerektiğini belirten Şurabatır, sözlerine şöyle devam etti: “Şuan bile insanların depreme duyarlı olduğunu düşünmüyorum. Yeterli önlemlerin alınmadığını biliyorum. Deprem esnasında nasıl davranacaklarını bildiğini sanmıyorum. Deprem olduğunda  kolon altına saklanma, girişlerin altına saklanma gibi yanlış bilgileri biliyoruz. Şu an deprem olsa bilinçsiz davranacağız. Binalarımızın depreme dayanıklı olduğunu düşünmüyorum. 15 yıl önce burada çok büyük bir felaket yaşandı, 35 can gitti. Bir çok insan ailesini kaybetti. Ben bu binanın yerine bir anıt olmasını çok isterdim. Çünkü Eskişehir’de bir bina yıkıldı. Buranın özel kalmasını isterdim. Deprem sonrası burada hayatını kaybedenlerin yakınlarıyla buraya çok geldik. Burada anmak istedik. O zamanlar burası boş arsaydı ama o zaman anacağımız bir yer yok. Tabii ki biz her zaman anıyoruz. Bu yıl toplanıp hayatını kaybedenleri anmak onları unutmayacağımızı, unutturmayacağımızı göstermek isterdim. Bir parka anıt yapılabilir. Ölenlerin ismi o parkın girişinde yer alabilir. Biz oraya gidip yakınlarımızı anabiliriz. Ben yetkililerden böyle bir anıt parkı istiyorum.”

Kaynak: Haber Kaynağı
Bu haber toplam 581 defa okunmuştur
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Akademi Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim