• BIST 75.727
  • Altın 129,878
  • Dolar 3,4745
  • Euro 3,6641
  • İstanbul 10 °C
  • Ankara -7 °C
  • Kayseri 0 °C
  • Erzurum -7 °C
  • İzmir -3 °C
  • Şanlıurfa 2 °C

Üniversitelerin sorunları acilen çözülmeli

Üniversitelerin sorunları acilen çözülmeli
Türk Eğitim Sen İstanbul 1.No'lu Şübe Başkanı Yrdd.Doç.Dr. M. Hanefi Bostan, "Üniversitelerin sorunlarının acilen çözülmesi" gerektiğini söyledi.

Türk Eğitim Sen İstanbul 1.No'lu Şübe Başkanı Yrdd.Doç.Dr. M. Hanefi Bostan, "Üniversitelerin sorunlarının acilen çözülmesi" gerektiğini  söyledi. Yrd.Doç.Dr. Baston, çözülmesi gereken sorunları şöyle sıraladı:

“- Kadro sorunu: Üniversitelerimizde kadro olmadığı, ya da YÖK’ün kadro izni vermediği gerekçesiyle hak ettikleri halde binlerce akademisyen yardımcı doçent, doçent ve profesörlük kadrolarına atanamamaktadır. 4-5 yıldan beri kadro bekleyen çok sayıda akademisyen bulunmaktadır. Öğretim elemanları hak ettikleri kadroya atanmadıkları için büyük çapta maddi kaypa uğratılmaktadır. Ancak diğer taraftan rektörlerin eş-dost ve ahbaplarının, zamanı gelmeden kadroları hazırlanmaktadır. Bu ve benzeri adaletsizliklere son verilmeli, hak gaspları sona erdirilmelidir. YÖK’ün ÖYP sistemi ile araştırma görevlisi alması ve bu araştırma görevlilerinin tamamına yakınını yeni kurulan üniversiteler için istihdam etmesi, köklü üniversitelerin araştırma görevlisiz kalmasına neden olmaktadır. Bir bölümün ve ana bilim dalının sağlıklı gelişmesi ve yürütülebilmesi için en az öğretim üyelerinin üçte biri oranında araştırma görevlisi istihdam etmesi gereklidir. İdeal rakam ise üçte ikidir. Ancak bugün üniversitelerimizin birçok bölümünde bir ya da hiç araştırma görevlisi bulunmamaktadır. Bu kabul edilebilir bir uygulama değildir. Bu nedenle ana bilim dallarının ve stratejik öneme sahip bölümlerin araştırma görevlisi ihtiyacının acilen karşılanmasını için kadro tahsisi gerekmektedir.
- İdari personelin yükselme sorunu: Üniversitelerde keyfi olarak idari personelin görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavı yapılmadığından veya sınav yapıldığı halde boş kadroların büyük çoğunluğu ilan edilmediğinden memurlar büyük hak kayıplarına maruz kalmaktadır. Ya da hukuk dolanarak hak etmeyenler şube müdürü, fakülte sekreteri ve daire başkanı yapılmaktadır. Bu durum üniversitelerde büyük huzursuzluğa neden olmaktadır. Üniversite idari personeline yapılan bu saygısızlığın ve haklarının hak etmeyenlere peşkeş çekilmesinin önüne bir an önce geçilmelidir. Üniversiteler, hizmetli kadrolarında üniversite mezunlarını çalıştırma ayıbından kurtarılmalıdır.
- Maaş dengesizliği ve ek gösterge sorunu: Üniversitelerde çalışan akademik ve idari personelin önemli sorunlarından biri de maaş dengesizliği ve ek gösterge sorunudur. Yıllardan beri üniversite çalışanlarının söz konusu mağduriyetleri bir türlü giderilmemiş ve aksine adaletsizlikler artarak devam etmiştir. Nitekim akademisyenlere yapılan maaş artışlarında denge yardımcı doçent, öğretim görevlisi ve okutmanların aleyhine bozulmuştur. 1/4’ünde bulunan 31 yıllık bir yardımcı doçent son zamlarla birlikte 4 bin 186 TL maaş alırken, 7/1’deki araştırma görevlisi 4 bin 40 TL almaktadır. Yine yardımcı doçentler emekli olurken araştırma görevlileriyle aynı emekli maaşı ve ikramiye almaktadır. 1982 yılında bir yardımcı doçent, profesör maaşının yüzde 81.30’u oranında bir maaş alırken bugün bu oran yüzde 61’e düşmüştür. Yardımcı doçentlerin maruz kaldığı haksızlık emekli maaşlarında doruğa tırmanmıştır. Nitekim profesörlerin emekli maaşı 4 bin 890 TL iken, yardımcı doçentlerin emekli maaşı 2 bin 427 TL’dir (yüzde 49.63). Yani yardımcı doçentlerin emekli maaşı, profesörlerin emekli maaşının yarısı kadar bile değildir. Bu maaş dengesizliklerinin kabul edilebilir bir yanı bulunmamaktadır. Aynı adaletsiz uygulamalar üniversite idari personeli arasında da yaşanmaktadır. Emekli olan bir hizmetli bin 585 TL alırken, üniversite mezunu memur, şube müdürü ve enstitü sekreteri bin 935 TL, fakülte sekreteri bin 990 TL emekli maaşı almaktadır. Buna mukabil bir daire başkanı 3 bin 350 TL emekli maaşı alabilmektedir. Bu ve benzeri haksızlık ve adaletsizlikler bir an önce giderilmelidir.”

“ACİL EYLEM PLANI ORTAYA KOYULMALI”
İdari personelin tayin ve nakil sorunu olduğunu da söyleyen Hanefi Bostan, “Üniversitelerdeki idari personelin sağlık durumu, eş durumu vb. özür durumlarına bağlı yer değişikliği işlemleri yapılamamaktadır. Yer değiştirme işlemleri sadece kurumlar arası nakil yoluyla gerçekleştirilmektedir. Ancak nakil işlemlerinde de personel öncelikle kendisine yer değişikliği talep edecek kurum aramak zorunda kalmaktadır. Bu kurumu bulduğu taktirde ise kendi üniversitesinden ’muvafakat’ alma mecburiyeti bulunmaktadır. Muvafakat işlemlerinin rektörlüklerin keyfi ve sınırsız takdirine bırakılması ise uygulamada mağduriyetlere yol açmaktadır. Boş kadro olmadığı gerekçesiyle muvafakat talepleri çoğu kez reddedilmekte ve bunlarla ilgili açılan davaların çoğu da yargıdan dönmektedir. Üniversitelerde çalışan idari personelin, özür durumuna bağlı olarak dahi yer değiştirme yapmalarına imkân tanıyan somut kriterlerin bulunmaması aile bütünlüğünün parçalanmasına, sağlıklı yaşama hakkının ihlaline ve personelin çalışma performans ve kalitesinin düşmesine sebep olmaktadır. Üniversitelerde görev yapan idari personelin 3 yıl görev yapmak kaydıyla diğer üniversitelere geçebilmesi isteğe bağlı ve özürleri varsa bu özürlerine binaen diğer üniversitelere geçişine imkân sağlayacak şekilde YÖK koordinatörlüğünde bir yönetmelik çıkarılmalı ve yine üniversitelerde görev yapan personelin karşılıklı yer değiştirme (becayiş) hakkı da bu yönetmelikte düzenlenmelidir. YÖK Başkanı ve üniversite rektörleri söz konusu sorunların bir an önce çözülmesi için acil eylem planı ortaya koymaları gerekmektedir. Bu sorunlar çözülmeden üniversitelerde huzurun sağlanamayacağı akıldan çıkarılmamalıdır” ifadesini kullandı. 

Kaynak: Haber Kaynağı
Bu haber toplam 583 defa okunmuştur
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Akademi Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim