Ali Duman

Ali Duman

Rekabet Edilebilir Bir Üniversite ve Akademisyen Maaşları

08 Ekim 2014 - 13:12

1993 yılında öğretmenlik yaparken maaşım 2 milyondu. O senenin temmuz ayında araştırma görevlisi olduğumda 4 milyon maaşım oldu. Yani iki oğretmen maaşı. Bugün araştırma görevlisi bir öğretmen maaşı bile alamıyor. O dönemde yardımcı doçentler araştırma görevlilerinin bir buçuk katı maaş alıyordu yani yaklaşık dört buçuk milyon lira. Daha üsttekileri söylemeye gerek yok.

Peki üniversitede bir akademisyenin yaptığı nedir ki, bu kadar maaş alıyorlardı. Şimdi yaptıkları ne ki maaşları düştü diye merak eden olursa; bir akademisyen en alttan başlayarak yani Yüksek Lisans, seçmiş olduğu ilim dalında kendisini yetiştirmeye başlar. Bu süreçlerde daima mesleğiyle ilgili yayınları takip etmek zorundadır ve çoğu üniversitemizin kütüphaneleri çok yetkin olmadığı için akademisyen ihtiyacı olan kaynakları çoğu zaman cebinden harcayarak alır. Üstelik kaynaklar her zaman öyle kolay ulaşılır yerlerde olmayabilir. Bizzat yerinde gidip görmeyi gerektirebilir. Bunun anlamı milyonlarca lira yol masrafı, gittiğin yerde kalma, yeme-içme masrafı ve üstelik kitabın orjinalini bile alamadan milyonlarca lira fotokopi masrafı demektir. Akademisyen bunları cebinden karşılar. Öte yandan kaynak sorunu hiç bitmez daima yeni kaynaklar yeni araştırmalar ve daima onları takip etme zarureti.

Elbette bunlar işin bir yönü, işin diğer yönü, üniversite ya da fakülte yönetimi sizi her istediğinizde araştırmaya göndermeyebilir, araştırma izni vermez yıllık iznini kullanmanızı ister, yıllık izin bitince yazın yapmayı planladığınız araştırma için vaktiniz kalmaz. Dikkat edin tatil için demedim araştırma için dedim. Zira bir akademisyen yaz tatilinin gelmesini rahat rahat araştırma yapabilmek için ister. Bu arada sürekli danışman hocasını ziyaret eder, onunla istişareler yapar ve hocanın istekleri doğrultusunda araştırmasını yönlendirmeye çalışır.

Lafı uzatmaya gerek yok. Siz üniversitelerin araştırma yükünü üstlenen araştırma görevlilerinin, ve onlar kanalıyla araştırma alanlarını yönlendiren, araştırmaları olgunlaştıran öğretim üyelerinin araştırma için olan ihtiyaçlarını karşılamazsanız araştırmalar biter. Hocalar geçim kaygısına düştüğü andan itibaren üniversiteler biter.

Çoğu insan hocaların el emeği göz nuru kitaplarını derslerinde okutmalarını eleştirir. Kitap ticareti gibi görünebilir bu. Ama ne yazık ki o el emeği göz nuru araştırmaları üniversiteler basmaz, yayınevleri popüler olmayan çalışmalara ilgi göstermez. Zaten yayınevleri bastıkları yayınlardan hocalara komik denilebilecek oranlarda telif ücreti öderler. Bu sebepledir ki yüzlerde hocanın Yüksek Lisans, Doktora ve hatta doçentlik çalışmaları basılmadan kitaplıklarında durur. Söz gelimi benim dört tane kitabım basılmamış halde beklemektedir.

Sonuç ülkemizin gelecek nesillerini yetiştirecek olan düşün adamları açlık tehlikesi karşısında kendi geçim dertlerine düşünce ne olur? İlim ölür, ilim adamı ölür, ilim adamına saygı kalmaz.


Sitemizde yayınlanan köşe yazılarının ilmi ve hukuki sorumluluğu yazarlarına aittir ve her hakkı saklıdır.  Yayınlanan köşe yazılarından www.akademi-haber.com şeklinde aktif bağlantı verilerek alıntı yapılabilir.

Bu yazı 6709 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar