• BIST 73.391
  • Altın 133,104
  • Dolar 3,5219
  • Euro 3,7585
  • İstanbul 3 °C
  • Ankara -5 °C
  • Kayseri 0 °C
  • Erzurum -5 °C
  • İzmir 10 °C
  • Şanlıurfa 7 °C

'Yeni Nesil Deprem Yönetmelikleri ve Deprem Mühendisliğinde Yeni Teknolojiler' Sempozyumu

'Yeni Nesil Deprem Yönetmelikleri ve Deprem Mühendisliğinde Yeni Teknolojiler' Sempozyumu
Türkiye’nin önde gelen mühendis müşavir firmalarından Prota Mühendislik tarafından 30. kuruluş yılı münasebetiyle düzenlenen ‘Yeni Nesil Deprem Yönetmelikleri ve Deprem Mühendisliğinde Yeni Teknolojiler’ sempozyumunun ikinci günü...

AR-GE çalışmalarına katkılarıyla bilinen Prota Mühendislik, dünya ve Türkiye’nin önde gelen deprem mühendisliği uzmanı bilim adamlarını Ankara’da bir araya getirdi. Cermodern’de dün başlayan ‘Yeni Nesil Deprem Yönetmelikleri ve Deprem Mühendisliğinde Yeni Teknolojiler’ sempozyumuna yönetmeliklerin hazırlık çalışma grup liderliğini yapan Türk akademisyenler ile konuyu uluslararası platformda izleyen dünyanın önde gelen mühendis ve akademisyenler katıldı. Sempozyuma katılan uluslararası konuşmacılar arasında İtalya Pavia Üniversitesi’nden Prof. Michele Calvi, Kanada Toronto Üniversitesi’nden Constain Christopoulos, Yunanistan Patras Üniversitesi’nden Prof. Michail Fardis, ABD New York Buffalo Üniversitesi’nden Prof. Andre Filiatraut, Slovenya Ljublina Üniversitesi’nden Prof. Peter Fajdar, Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nden Prof. Haluk Sucuoğlu ve birçok mühendis yer alıyor. Sempozyumda, Amerika başta olmak üzere Avrupa ve dünyanın ileri gelen depreme maruz ülkelerinde kullanılan yeni nesil deprem yönetmeliklerine ve bu yönetmeliklerdeki tasarım felsefesine yönelik sunumlar yapıldı.

“BİR YAPI SİSTEMİNİN DEPREM ETKİLERİ ARASINDA ALTINDA DAVRANIŞINI KONTROL EDEN 3 TANE TEMEL PARAMETRE VARDIR”
Sempozyumun ikinci gününde sabah oturumuna ODTÜ Mühendislik Fakültesi Dekanı Uğurhan Akyüz başkanlık yaptı. Oturumun ilk konuşmacısı Prof. Dr. Polat Gülkan, “Performans Esaslı Deprem Tasarımının Soy Ağacı- Günümüz Geçmişin Yeniden Elden Geçmiş Bir Düzenlemesi midir?” konusuyla ilgili, “Bir yapı sisteminin deprem etkileri arasında altında davranışını kontrol eden 3 tane temel parametre vardır. Bunlardan bir tanesi yer değiştirme yapabilme kabiliyetinin hasar görmeden onun yüksekliğine olan oranı, diğeri çeşitliğinin kütlesine olan oranı, bir diğeri de dayanım gücünün ağırlığına olan oranı. Gerçekten de eğer biz depreme dayanıklı nominer, miner olmayan sistemler için bir güvenli dizayn yaklaşımı geliştirmek istiyorsak bu temel parametrelere bakmamızda fayda vardır” diye konuştu.

“JAPONYA OLSUN, ABD OLSUN, TÜRKİYE OLSUN YAKIN ALAN DEPREMLERİNE İLİŞKİN KAYITLAR BUNLARIN DEĞERLENDİRİLMESİYLE İLGİLİ BİR TAKIM GENELLEŞTİRİCİ GÖZLEMLER VAR”
Yakın alan depremlerinin başlarını ağrıtan ayrı bir uğraşı alanı haline geldiğini kaydeden Gülkan, şöyle konuştu:
“Yakın alandaki deprem kayıtlarında hiç beklenmedik fazla yüksek hızlar ortaya çıkıyor. Hız zaten yapıda hasarı yaratan en büyük etkendir. Halbuki hesaplarda hiçbir zaman bu dikkate alınmaz. Biz sabah akşam deprem ivmesiyle uğraşıyoruz hızlar tek parametre olarak ne şartnamelere, ne de bizim alıştığımız metafora girmiş değildir. Bir de ani bir darbe etkisine benzeyen bir karaktere sahip. O da ayrı farklılaşma tesiri yaratıyor. Bir de sismologların ortaya attıkları yön seçme özellikleri var. Yakın alanda uzun lafın kısası işler bir parça karmaşıklaşıyor. Japonya olsun, ABD olsun, Türkiye olsun yakın alan depremlerine ilişkin kayıtlar bunların değerlendirilmesiyle ilgili bir takım genelleştirici gözlemler var. Gerçekten bu kayıtlar bildiğimiz kayıtlar gibi değil. Bunlara göre hesap yapmakta çok çok temkinli olmakta fayda bulunuyor. Erzincan’daki depreme bakacak olursak 90 santimetre saniye azami hızı var. 90 santimetre saniye gerçekten de çok aşırı bir hızdır.”

“BÜTÜN DÜNYADA YÜKSEK BİNALARIN SAYISI SON 20 YIL İÇİNDE MÜTHİŞ BİR BİÇİMDE ARTTI”
Boğaziçi Üniversitesi Kandili Rasathanesi Deprem ve Araştırma Enstitüsü'nden Prof. Dr. Nuray Aydınoğlu ise, “Yeni Türkiye Deprem Yönetmeliğinde Yüksek Binaların Tasarımı” sunumuna geçmeden önce sözlerine Prota Mühendisliğin 30.yaş gününü kutlayarak başladı. Aydınoğlu, Türkiye deprem yönetmeliğinin hazırlık çalışmalarının devam etmekte olduğunu ifade ederek, “Yeni yönetmelik taslağı 2007 yönetmeliğine göre biraz kapsamı genişlemiş olarak hazırlanmakta. Onun için biraz fazla zaman alması da doğal. Yeni bir takım bölümler ekleniyor. Bunların için de en önemlileri iki tanesinden bahsedilebilir. Bir tanesi, yüksek binalar için özel bir bölüm ekleniyor. Bir de deprem yalıtımı için özel bir bölüm ekleniyor. Bunun dışında 2007 yönetmeliğinde çıkarılan ahşap bölümü yeniden hazırlanıyor. Yeni bölümler ekleniyor. Mesela hafif çelik yapılar ekleniyor, kompozit yapılar ekleniyor. Bunlar yoktu. Betonarme prefabrikte detaylı bir şekilde hazırlanıyor” şeklinde konuştu.
Aydınoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Yüksek binalar gündemde Türkiye’de çünkü özellikle İstanbul’da şu sıralarda artan hızda İzmir’de diğer illerimizde olmak üzere deprem tehlikesinin önemli olduğu merkezlerde büyük bir gelişme var yüksek bina inşaatında. Bugüne kadar bunlar mevcut yönetmeliğin kapsamı içinde ifade edildi, yapıldı. Ancak tabi burada şunu hemen söylememiz gerekiyor. Bütün dünyadaki mevcut standart deprem yönetmelikleri belli bir yüksekliğe kadar bazen bazı yönetmeliklerde belirtilen, bazılarında da belirtilmese bile çok yüksek olmayan binalar için normal binalar için düzenlenmiş olmasına rağmen yüksek binalar bir gelişme olarak birden ortaya çıktı. Bütün dünyada yüksek binaların sayısı son 20 yıl içinde müthiş bir biçimde arttı. Türkiye’de de olan budur. Hatta son 10-15 yıldan bahsedebiliriz.”
“Performansa dayalı tasarım dediğimiz yeni konsept özellikle yüksek bina tasarımında yepyeni bir ufuk açtı ve çok büyük bir değişime yol açtı” diyen Aydınoğlu, “Bu çok büyük bir devrim bir anlamda. Yüksek binalar bu devrimin hayata geçirilmesinde öncü rolü oynadılar. Bugün yüksek binalarda bu değişimi uygulamaya şuanda aktarmış durumdayız. Diğer binalar için o kadar zorunlu olmayabilir. Her proje için bağımsız değerlendirme kurulu, bu asgari 2 kişiden olan bunların koalifikasyonlarının belirtilmesi lazım. Bunları seçecek, atayacak olan bir yüksek komisyon kurulması lazım. Bu bir öneridir. Biz bunları en azından bir kapsam aşamasında hükümete bildirmek zorundayız sorumlu bilim adamları olarak, sorumlu mühendisler olarak bunları hazırlayan bu da bizim görevimiz” dedi.

“BU TÜR TOPLANTILARIN ARTMASINI CANDAN DİLİYORUZ”
Kandili Rasathanesi Deprem ve Araştırma Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Mustafa Erdik, bu tip sempozyumların çok başarılı olduğunu belirterek, “En önemlisi sempozyumun doğrudan doğruya özel sektör tarafından, bu konularla uğraşan Türkiye’de özel sektör tarafından düzenlenmesi ve tamamen depremlerin geleceğine yönelik olarak düzenlenmiş olması, tabi katılımı da çok fazla arttırıyor. Biz Türkler olarak teknolojiye çok meraklı bir insanız ve inşaat sektöründe Türkiye’de hakikaten çok büyük bir ilerleme var. Dünyanın paralelinde gidiyoruz. Tabi dünya da olan yenilikleri, tanımak, bilmek, görmek ekipmanlar açısından çok önemli. O bakımından bu tür toplantıların artmasını candan diliyoruz” ifadelerini kullandı.
Yaptıkları çalışmaların daha çok riskin gelecekte ne olacağını belirlemeye yönelik olduğunu bildiren Erdik, “Riski önceliklendirebiliyoruz ama önceliklendirmek demek yani 5 bin yıl beklersiniz buralarda öncelikli olacak anlamındadır. Yoksa yarın ne olacağını kimse bilemiyor. Türkiye’nin neresinde ne kadar deprem olacağını biliyoruz. Binalara gelecek deprem kuvvetlerinin ne olduğunu biliyoruz. Bize düşen görev bunlara karşı hazırlıklı olmak. Binalarımızı bu yüklere göre tasarımını yapmak ve can kaybının olmasını önlemek tabi” dedi.
Ayrıca Kanada Toronto Üniversitesi’nden Constain Christopoulos “Depreme Dayanıklı Sünek Yapı Tasarımında Değişimler: Yeni Nesil Deprem Yönetmeliklerinde Tasarım Yaklaşımları” konusunda, Farzad Naeim ise “ABD’de Yüksek Binaların Performans Esaslı Tasarımı” konusunda sunumlarını yaptılar.
Öğleden sonra ise İTÜ Yapı ve Deprem Mühendisliği Laboratuvar Eş Sorumlusu Prof. Dr. Alper İlki oturum başkanlığını yaptı. Bu oturumda Farzad Naeim, Mustafa Erdik, Michele Calvi, M. Nakashima sunumlarını yaptılar.

xODTÜ İnşaat Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Haluk Sucuoğlu, "Bizim eskiden hep beklediğimiz 'aman bina yıkılmasın, altından sağ çıkalım.' 

Ama artık dünya da gidişat bu yönde değil. Binaların ekonomik değeri artıyor, binalardan beklenen konfor, performans dediğimiz bir olgu var. Bir binanın depremde yıkılmaması artık yetmiyor” dedi. 
AR-GE çalışmalarına katkılarıyla bilinen Prota Mühendislik, dünya ve Türkiye’nin önde gelen deprem mühendisliği uzmanı bilim adamlarını Ankara’da bir araya getirdi. Cermodern’de 2 gün sürecek olan ‘Yeni Nesil Deprem Yönetmelikleri ve Deprem Mühendisliğinde Yeni Teknolojiler’ sempozyumuna yönetmeliklerin hazırlık çalışma grup liderliğini yapan Türk akademisyenler ile konuyu uluslararası platformda izleyen dünyanın önde gelen mühendis ve akademisyenleri katıldı.
Sempozyumda ‘Yeni Teknolojilerin Yapıların Deprem Performansına Etkileri’ adlı sunumunu yaptıktan sonra açıklamada bulunan İtalya Pavia Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Michele Calvi, “Öncelikli çok anlamlı bir seminer olduğunu için buradayım. Konumuz sismik izalayon teknolojisi, çok geniş çaplı kullanılan bir teknoloji. Amaç risklerin azaltılması, özellikle İstanbul’da ama kullanım alanı Türkiye çapında” dedi.

“ARTIK BÜTÜN PROJELER SİSMİK GÜVENLİĞİ TEMİN EDECEK ŞEKİLDE YAPILAMAYA ÇALIŞILIYOR”
Gelişmiş teknolojilerin kullanılmasının zorunlu hale geldiğine dikkat çeken Calvi, “Hastane binalarında olsun, yeni yapılan binalarda, yapılarda bunlar arasında boğaza yapılan 3. köprü de var. Artık bütün projeler sismik güvenliği temin edecek şekilde yapılamaya çalışılıyor. Bunun yanı sıra Oluşabilecek Zaraların azaltılması ve herhangi bir deprem anında binanın fonksiyonunu işlevini kaybetmeden ömrüne devam edilmesi için her şey planlanıyor” ifadelerini kullandı.
Calvi, konuşmasına şöyle devam etti:
“Türkiye bir deprem bölgesi ve genel anlamada riskin de değerlendirilmesi, oluşabilecek hasarların neler olabileceği hakkında değerlendirmeler yapılacak bu seminerde. Bir de mevcut binalar ne kadar hassas depreme karşı veya bir depreme mağduriyeti söz konusu olduğunda depreme maruz kalma seviyesi nedir o binanın? beklenen zararlar, kayıplar neler olabilir? Bütün bunların değerlendirilmesi Türkiye’nin kazancı olacak bu seminerde.”
ODTÜ İnşaat Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi ve ODTÜ Yapı ve Deprem Mühendisliği Laboratuvarı yöneticisi ve İtalya’nın Pavia Üniversitesi Deprem Mühendisliği programının (Rose School) öğretim kadrosunda da yer alan Prof. Dr. Haluk Sucuoğlu, konuşmaların ardından ‘Performans Esaslı Deprem Mühendisliğinin Temel Kavramları’ hakkında sunum yaptı.
Daha sonra açıklama yapan Sucuoğlu, “Bugün ki etkinliğin iki ana teması var. Bir tanesi yeni nesil deprem yönetmelikleri diğeri de deprem mühendisliğinde kullanılan yeni teknolojiler. Türkiye’nin depremle ilgili geçmişi ağır, gayet gelişmiş bir deprem yönetmeliğimiz var. 2015 yılında bu yenilenecek. Bunların artık eskiden farkı var. Bizim eskiden hep beklediğimiz 'aman bina yıkılmasın, altından sağ çıkalım.' Ama artık dünya da gidişat bu yönde değil. Binaların ekonomik değeri artıyor, binalardan beklenen konfor, performans dediğimiz bir olgu var. Bir binanın depremde yıkılmaması artık yetmiyor” şeklinde konuştu.
"Binanın tasarımını yaparken biz binanın faklı depremler altında ne yapacağını bilmek istiyoruz" diyen Sucuoğlu, “Bu binayla ilgili fazla bilgiye sahip olduğumuz zaman da deprem de başına ne geleceğini biliyorsak, beklentilerimizi ona göre ayarlıyoruz. Bu tahminlerimiz daha hassas esaslara dayandığı için daha güvenilir bir bilgi vereceğiz. Binaları deprem bakımından teknolojik ortamlar haline getiriyoruz. Bu işleri yapmak için daha fazla bilgiye, yetişmiş insan gücüne ihtiyacımız var” diye konuştu. 

Kaynak: Haber Kaynağı
Bu haber toplam 835 defa okunmuştur
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Akademi Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim